|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
Karındeşen Jack, 1888 yılının ikinci yarısında İngiltere'nin başkenti Londra'nın varoş semti Whitechapel'da faaliyet göstermiş seri katile (veya katillere) verilmiş isim. Katile Jack ismi, Merkezi Haberalma Örgütü'ne katil olduğunu iddia eden bir kişi tarafından gönderilmiş mektuba binaen verilmiştir. Bu mektup cinayetlerin işlendiği dönemde basılarak yayınlanmıştır. Tamamı hayat kadını olan kurbanlardan beşinin aynı kişi veya kişilerce öldürüldüğü kesinleşmiştir. Ancak Karındeşen Jack'e maledilmiş yaklaşık 20 cinayet vardır. Cinayet dosyası cinayetlerden iki sene sonra kapatılmıştır. Ancak günümüz İngiliz dedektifleri ve bilim adamları, modern teknolojinin de yardımıyla halen cinayetleri aydınlatmaya çalışmaktadırlar. Günümüze kadar ulaşmış tek fiziki kanıt, kurbanlardan birine ait olduğu iddia edilen şaldır. Karındeşen Jack'in yöntemleri vahşiceydi. Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazlarını kulaklarına kadar kesiyordu. Ufak tefek değişikliklerle beraber kurbanların tamamına yakınının karnı ve cinsel organları deşilmiş, bazı organları çalınmış, bazen de burun ve/veya kulakları kesilmiş olarak bulunuyordu. Jack kurbanlarını, dizleri karna çekilmiş ve bacakları açık bir şekilde düzenleyerek terkediyordu. İç organların çıkarılması nedeniyle katilin cerrah olabileceği iddiaları ortaya atıldı ancak kanıtlanamadı. Karındeşen Jack'in kimliğine dair onlarca iddia ortaya atılmıştır ancak hiçbiri kanıtlanamamıştır. Bu şüpheli listesi birçok önemli ve soylu kişiyi içermektedir.Cinayetlerin bir anda arkasının kesilmesi sonucunda bir şeylerin örtbas edilmeye çalışıldığı hatta olayların altında kraliyet ailesinin bile olabileceği iddiaları öne sürülmüştür. Katil olduğunu iddia eden kişinin Merkezi Haberalma Örgütü'ne gönderdiği mektubu inceleyen uzmanlar mektubun yazarının alt tabakadan, eğitimsiz biri olduğu sonucuna varmışlardır. değiştir Başlıca beş kurbanWikimedia Commons'da
Karındeşen Jack ile ilgili çoklu ortam belgeleri bulunur.
Aynı dönemde benzer metodlarla öldürülen birçok kişi olmasına rağmen aşağıdaki listenin Karındeşen Jack'e ait olduğu konusunda birçok uzman hemfikirdir.
ROBERT DONSTON STEPHENSON Bir Varsayima Göre ; Arastirmaci Ivor Edwards'a göre, Stephenson'in fahiseleri öldürdügü yerlerin birbirine orantisi dikkatle incelendiginde, ilk Hiristiyanlarin kutsal isareti olan, iç içe geçmis iki daire seklindeki “Vesica piscis” ortaya çikiyor. Katil böylelikle seytani bir ritüeli gerçeklestirmisti. Tarihin en korkunç seri cinayetlerini isleyen ve izi asla bulunamayan Karindesen Jack'in kimligiyle ilgili son iddia Ivor Edwards adli arastirmacinin “Karindesen Jack'in Kara Büyü Ritüelleri” Adli kitabinda yer aliyor. Katilin, Robert Donston Stephenson adli satanist oldugu ileri sürülüyor. Askeri cerrah olan Stephenson cinayetlerle ilgili olarak iki kez tutuklanmis ve serbest birakilmisti. Edwards, Stephenson'in, Hiristiyanligin sembollerini “Kirletmek” amaciyla bu cinayetleri isledigini öne sürüyor. Edwards, kurbanlarin organlarinin parçalanip, böbrek, rahim ve kalbinin çikarilmasini da kara büyünün bir parçasi olarak degerlendiriyor ve ancak Stephenson gibi usta bir cerrahin bu organlari beceriyle yerinden çikarabilecegini söylüyor. Edwards son dokuz yildir, kurbanlarin öldürüldügü yerler ve cesetlerin durus biçimi üzerinde arastirma yapmis. Pusulali çalismalar sonucu cesetlerin yüzlerinin kuzey-güney-dogu-bati yönlerine çevrilmis oldugunu tespit etmis. Ilk olarak 31 Agustus 1888'de 45 yasindaki Mary Ann Nichols'u öldüren katil kurbanlari bu dört yöne çevirerek öncelikle Hiristiyan haçini kirletmeyi amaçlamis. Edwards, kadinlarin öldürüldügü yerlerin birbirine orantisini da ölçmüs. Bazi noktalar birlestirilince iki adet eskenar üçgen çikmis. Eskenar üçgenler kara büyü ögretisinde kutsal isaretler olarak biliniyor. Edwards, son kurban Marie Jeanette Kelly'nin öldürüldügü yeri inceleyince bu sefer de, kurbanlarin 457 metre yariçapindaki bir alan içinde katledildigini ve cesetlerin bulundugu yerlerin birlestirilmesi sonucu Hiristiyanligin kutsal isaretlerinden Vesica Piscis'in çiktigini tespit etmis. Bu seytana tapinma biçiminin Afrika’nin bati kiyilarinda çok yaygin oldugunu ve Stephenson'in da bu bölgelere seyahat ettigini belirten Edwards, “Stephenson’in kara büyüyle ilgilendigini, hatta Afrika’da iki kisiyi öldürdügünü itiraf etmisti” Diyor. WALTER SICKERT Bir varsayima Göre; Tam adi Walter Richard Sickert'tir. 1860-1942 yillari arasinda yasamis Post-Impressionist ressamdir. 1800’li yillarda Londra’da islenen vahsi cinayetlerle literatüre Karindesen Jack olarak geçen katil ile baglantili oldugu öne sürülen ressam. Elestirmenlerin siddet içerikli porno resim diye adlandirdigi resimlerde ölüm anlari, kurbanlarin ifadeleri, cinayet sekilleri ve bir pul üzerindeki tükürükten alinan DNA ile hala muamma olan ressam sadist erkek figürleri ile taniniyor. Ingiliz empresyonizminin en önemli isimi olarak gösterilen, English Camden Town School'un kurucu üyesidir. Kendini isine adamis bu resim ögretmeni ve onun renk kullanimi, sanatçilar üzerinde muazzam etkilere ve esinlenmelere yol açmistir. Sanat okullarinda hala , onun kullandigi, tavsiye ettigi renklerle bezeli "baslangiç paletleri" kullanilmaktadir. Sadist erkek figürlerinin yani sira demir bir karyola üzerinde yatan çiplak kadin ile onu bogmak veya biçaklamak amaciyla üzerine egilmis giyinik bir adam tablolari ile taninan, Patricia Cornwell'e göre Jack The Ripper'in ta kendisi olan ressam, sair, yazar, tiyatro oyuncusu, gizemli biri. Aslinda Cornwell'e göre Sickert'in cinsel organinda bulunan bir bozukluk (fistül) ve çok küçük yasta geçirdigi izdirap dolu bir ameliyat cinsel açidan yetersiz olmasina neden olmus ve bu yüzden zaman içerisinde bozulan dengesi kendisini eli biçakli bir seri katil haline getirmistir. Portrait Of A Killer kitabinda Cornwell aslinda "Bu mudur? Evet budur" diyemez. Çünkü Sickert ile Jack The Ripper'in ayni hologramli kagitlari kullanmasi ve olay mahallini gösteren eskizler çizmesi disinda elle tutulur birinci dereceden bir kanit yoktur elinde. Sickert öldügünde yakilmayi talep ettiginden geriye kendisinden herhangi bir DNA örnegi kalmaz. Ayni sekilde ailesinde kalitimsal oldugu varsayilan bir rahatsizlik yüzünden de kendisi ve diger kardesleri çocuk sahibi olamamistir. 1888 agustos'undan kasim ayina dek Londra’nin Whitechapel semtinde yedi kadini katleden kisi.bu tüyler ürpertici cinayetler dogu yakasi'nda panik ve korku rüzgarlari estirirken ortaya çikan isim en az cinayetler kadar korkutucuydu : Karindesen Jack. Yüz yildan fazla bir zamandir insanlarin kafasini mesgul eden bu cinayetler zinciri, dünyanin en büyük faili meçhul olaylari arasinda yer aldi. Üretilen sayisiz senaryolar arasinda katilin, kraliyet ailesine mensup bir asilzade, bir berber, bir doktor, bir kadin ve bir ressam oldugu varsayimlari vardi. Sonunda; Patricia Cornwell, adli tip alanindaki derin bilgisi ve teknik becerilerinin üzerine 21. Yüzyilin disiplini polis sorusturmalarini da uygulayarak elde ettigi somut bulgularla dünyaca ünlü ressam Walter Sickert'in Karindesen Jack oldugunu kanitladi. Cornwell, Viktorya dönemi'nin karmasik tekniklerinin yardimiyla Karindesen Jack'in Metropolitan polisi'ne gönderdigi ünlü mektuplari Sickert'in yazmis oldugunu bularak karmasik bir dügümü çözdü. Sickert'in tablolarinin tüm ayrintilarini büyük bir titizlikle inceleyen yazar, ressamin eserlerinde sürekli kurbanlarinin korkunç ölümlerini çizdigini ve cinsel organindaki dogustan gelen bozukluklari yok etmek için ergenlik çaginda geçirdigi bir dizi ameliyatin ruhsal dengesini bozarak onu psikopat bir katile dönüstürdügünü kesfetti. Patricia Cornwell Bir Katilin Anatomisi 'Karindesen Jack' kitabinda cinayet sorusturmalarindaki engin bilgisiyle Karindesen Jack'i anlatmistir. Tüm seri katillerin en meshuru olan Karindesen Jack in uzun bir süre boyunca film yapimcilarinin gözdesi olmasi hiç de sasirtici degildir. Asagidakiler onun beyaz perdedeki en unutulmaz filmleridir. 1- Pandora s Box 1928 : G.W. Pabst tarafindan çevrilen sessiz sinema klasiginin basrolünde Londrali bir sokak kadini olup çikan suh Lulu yu canlandiran sinema efsanesi Louise Brooks var. Ve bilin bakalim Lulu’nun ilk (ve son) müsterisi kim oluyor? 2- The Lodger 1944 : Marie Belloc Lowndes tarafindan yazilan 1913 tarihli bir romana dayanilarak çevrilen, yeni pansiyonerinin Karindesen Jack oldugundan süphelenen Bunting ailesiyle ilgili bir korku filmi, 1926 da Alfred Hitchcock tarafindan beyazperdeye aktarilmistir. Alfred Hitchcock un filmi prensi olmayan Hamlet gibiydi, çünkü filmin sonunda Buntinglerin yanildigi ortaya çikiyordu. Alman göçmen John Brahm tarafindan 1944 t çevrilen film aslina daha sagdiktir. Kanli Jack gerçekten Buntinglerin evinde yasamaktadir ve genç kizi Daisy’ye karsi ciddi bir ilgi beslemektedir. 3- Room to Let 1950 : Ayni adli BBC piyesinden uyarlanan bu mütevazi film (Jack in sinsi Dr. Fell oldugunu görüyoruz) o zamanlar.ise yeni baslamis Hammer Film Company’nin ilk filmlerindendi. Sirket, 1950’lerin sonlarina dogru üretmeye basladigi korku filmleri nedeniyle korku filmi meraklilarinca çok tutulur. 4- Man in the Attic 1954 : Yine The Lodger in baska bir versiyonu olan bu filmde Karindesen rolünde muhtesem Jack Palance vardir. Tam da tipi! 5- Jack the Ripper 1960 : Unutulmayacak bir kurnazlikla son bulan düsük bütçeli bir Ingiliz filmi. Tüm film siyah beyaz olmasina ragmen, son sahnede Jack düsen bir asansörün altinda kalirken fiskiran kanlarin kirmizi görünsün diye renkli çekim yapilmisti. 6- A Study in Terror 1965 : Öyle bir kurgu ki! Bu akici, eglenceli gerilim filminde Sherlock Holmes, Karindesen Jack ile mücadele etmektedir. Film, Holmes’in yaraticisinin oglu Adrian Conan Doyle’in isbirligi ile çekilmistir. 7- Hands of the Ripper 1971 : Babasinin annesini biçaklamasini seyretmesinin sonradan ortaya çikan yikici etkisiyle Karindesen Jack in melaike kizi, kendisini öpen her erkeyi öldüren bir manyaga döner. Sonunda Freud un eski ögrencilerinden biri tarafindan tedavi edilir. Bir Hammer Film klasigi. 8- Murder by Decree 1979 : Diger bir Holmes Karindesen e karsi filmi; ancak bu defa yildizlar geçidi: Christopher Plummer, James Mason, Donald Sutherland, Genevieve Bujold, David Hemminds, John Gielgud ve Anthroy Quayle. 9- Time After Time 1979 : Nicholas Mayer tarafindan yazilip yönetilen sevimli, küçük bir fantezi. Filmde Karindesen Jack H.G. Wells in zaman makinesi ile Victoria Ingiltere sinden modern zamanlarin Amerika sina yolculuk yapmaktadir. 10- Jack the Ripper 1988 : Aslinda iki bölümlük bir TV filmi olarak çevrilen bu film, basrolde Michael Caine in Kanli Jack in pesindeki Scotland Yard müfettisini oynadigi, Karindesen Jack olayinin zengin bir anlatimidir. Filmde kahramanimizin katilin kimligini açiga çikardigi sonuç bölümü hariç gerçeklere sadik kalinmistir. 11- From Hell 2001 : Yönetmen : Albert Hughes, Allen Hughes Senaryo : Terry Hayes, Rafael Yglesias, Alan Moore (Kitap), Eddie Campbell (Kitap) Görüntü Yönetmeni : Peter Deming Müzik : Trevor Jones Oyuncular : Johnny Depp (Müfettis Frederick George Abberline), Heather Graham (Mary Kelly), Ian Holm (Sir William Gull), Paul Rhys, Joanna Page Konu : 1888 Londra'sinda, sokaklar çok tehlikeli bir hal almistir, vahsi cinayetler islenmektedir. Müfettis Fred Abberline, psisik yeteneklerini de kullanarak cinayetleri durdurmaya ve kaçirilan Mary Kelly'i kurtarmaya çalisacaktir. |
| All Right Reserved © 2007, Designed by Stylish Blog. |